Akademik Teşvik Uygulaması Neden Kaldırılmalı?



Motivasyon teorilerinde para gibi dışsal unsurların önemli bir motivasyon kaynağı olduğu belirtilmiştir. Ancak bu teorilerde dışsal motivasyon unsurlarının geçici olduğu, unsur ortadan kalkınca etkininde yok olacağı belirtilmiştir. Ayrıca nicelik ve özellikle nitelik üzerinde asıl etkili olan dış motivasyon unsurları değil, iç motivasyon unsurları olduğu bilinmektedir. (Champoux, 2010; Stoyanov, 2017; Stephan, 2010). Bu noktada sadece bir dış unsur koyarak maksimum kar elde etmeyi arzuyalar ve bu vasıtayla gerçekliğin ilişkisel olduğunu yadsıyan uygulamaların beraberinde ne kadar ciddi sorunlar getireceğinin fark edilmesi politika geliştiriciler tarafından fark edilmesi atılması gereken ilk adımdır. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarmak dediğimiz durumun ortaya çıkabilmektedir.

Çalışmada araştırmacıların teşvik sistemini önemli bir motivasyon unsur olarak algıladıkları anlaşılmıştır. Dünyada yapılan çalışmalarda da teşvik siteminin araştırmacılar için önemli bir motivasyon kaynağı olduğu belirtilmiştir (Lariviere, 2015; Quimbo & Sulabo, 2013; Yucel & Demir, 2018). Ancak yayın sayısını artırarak daha fazla para kazanma arzusu oluşturan teşvik sistemi, araştırmacıların oportünist hatta çıkarı için her şeyi mubah gören makyavelist anlayışları benimsemelerine neden olduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle teşvikin önemli bazı etik sorunların ortaya çıkmasına ve/veya var olan etik sorunların alevlenmesine neden olduğu tespit edilmiştir





Türkiye'de uygulanan teşvik sisteminde, araştırmacılara SSCI dışında bazı uluslararası indexlerde taranan dergilerde yaptıkları yayınlara da para ödemesi yapılmaktadır. Teşvik sonrası son iki yılda Türkiye adresli potansiyel fake dergilerdeki yayın sayısında % 667 oranında bir artış olmuştur. Bu veri akademik teşviğin araştırmacıları; kısa zamanda, zahmetsiz para kazanmak arzusuyla, hakemlik sürecinin sağlıklı işlemediği potansiyel fake dergilerde yayın yapma eğilimine yönlendirdiği ve böylece etik sorunların alevlenmesine neden olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Bu niceliksel artıştan hareketle teşvikin bilim dünyasının yeni Truva atları olan fake dergilerde yayın yapmayı özendirmiş olması benzer sistemleri uygulayan /uygulayacak ülkelerin ne kadar dikkatli olması gerektiğinin aslında bir göstergesidir. Ayrıca bu sonuç, Iqbal & Mahmood (2011) tarafından iddia edilen ancak sadece bir varsayım olan teşvikin araştırmacıları fake dergilere yönlendirebilir iddiasını destekler niteliktedir.

Temelde potansiyel fake dergiler var olması ve araştırmacıların burada yayın yapması bilim dünyasının önemli bir sorunudur. Lakin teşvik sisteminin bu dergilerde yayın yapmayı nasıl özendirdiğinin neden sonuç ilişkisi içinde tartışmak gerekir. Neolibreliast ve kapitalist teorilerin neredeyse tamamında sistemlerdeki boşlukların insanlar tarafından çok hızlı fark edilebileceğini ve bu boşlukları oportünist hatta makyevesilist bir anlayışla kendi lehine kullanabileceğini belirtir (Bowles, 2013; Springer, Birch, & MacLeavy, 2016). Ayrıca Bourdien'ın dediği gibi dışsal bazı unsurlar Homo Academicus olarak tanımlanan çıkarcı bir grubun doğmasına neden olabilir (Bourdien, 1990). Bu bağlamda sistemde SCI dışındaki diğer uluslararası indexlerde taranan dergilerdeki yayınlara teşvik verilmesi aslında sistemdeki en önemli boşluk olmuştur ve bu boşluk bazı araştırmacılar tarafından fark edilerek kullanılmış ve teşvik nedeniyle yukarıda bahsedilen Homo Academicus bir kitle olarak güç kazanmaya başlamıştır.

Teşvik sistemindeki sistemdeki boşluğun art niyetli kullanılması önemli bir sorun olabilir. Ancak bilim dünyasının yeni Truva Atları olan potansiyel fake dergilerin bazı indexlerde taranarak nasıl bilimsel bir dergi kimliğine kavuşturulup kavuşturulmadığının bilim dünyası tartışması gerekir. Türkiye'de uygulanan teşvik sistemi uluslararası kongrelere katılımı özendirmeyi amaç edinmiştir. Bu nedenle araştırmacıların ulusal kongrelerde sundukları bildirilere teşvik ödemesi yapmamaktadır. Ancak bazı kongre düzenleyicilerinin sırf araştırmacılar teşvikten faydalansın diye teşvikten önce ulusal olan kongrelerin ismini uluslararası şeklinde değiştirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca fake olarak tabir edilen kongrelere Türk kökenli araştırmacıların katılım oranının teşvik sisteminden sonra anlamlı bir şekilde artığı hem nicel hem de nitel verilerle tespit edilmiştir. Iqbal & Mahmood (2011) ve Kameny (1998) ve Andersen & Pallesen (2008) tarafından teşvik sistemlerinin araştırmacıları bilimsel olup olmadığı belli olmayan bazı dergilere ve konferanslara yönlendirebileceği varsayımını ortaya atmışlar ve bu konunun araştırılması gerektiğini savunmuşlardır. Bu çalışmada elde edilen yukardaki sonuçlar bu varsayımın doğruluğunu kanıtlar niteliktedir.

Burada tartışılması gereken diğer bir husus ise, dünyada fake kongrelerin neden var olduğundan çok bu kongrelerin az ya da çok bilinmesine rağmen halen neden bazı indexler tarafından konferans bildirisi olarak veri tabanlarında barındırıldığıdır. Temelde dünyada kongrelerin asgari bilimsel standartlarını belirleyen veya denetleyen etkili bir mekanizmanın olmaması da bilim dünyasının tartışması gereken önemli bir husus olarak değerlendirilmektedir.

Çalışmada Türkiye'de uygulanan teşvik sistemi öğretim elemanlarının öğrencilere sunduğu servis hizmetleri ve öğretim faaliyetleriyle ilgili öğrenci memnuniyeti üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır Özellikle teşvik öncesi ve sonrası servis hizmetlerinde yönelik öğrenci memnuniyet düzeylerinde anlamlı düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Yayın sayısını ve kalitesini artırmak için uygulamaya konulan teşvik sistemlerinin öğrencilere sunulan servis ve öğretim faaliyetlerinin olumsuz ekilebileceği iddiası sıklıkla bir varsayım olarak dillendirilmiştir (Andersen & Pallesen, 2008). Bu çalışmada elde edilen sonuçlar bu varsayımın bazı araştırmacılar için geçerli olduğu göstermektedir.

Çalışmada Türkiye'de uygulanan teşvik sisteminin araştırmacıların ürettiği ulusal makaleler sayısında artış sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı durum ulusal olduğu halde uluslararası diye isim değiştiren, sözde uluslararası kongrelerde sunulan bildiri sayısı içinde geçerlidir. Ayrıca teşvikten sonra, bilimsel olduğu tartışmalı SCI dışındaki bazı uluslararası indexlerde taranan potansiyel fake dergilerde ve potansiyel fake uluslararası kongrelerde Türkiye adresli yayın sayında da artış olduğu belirlenmiştir. Ancak teşvikten sonra, özellikle de 2017 yılında, Türkiye adresli SSCI indexli yayın sayısında anlamlı bir düşüş olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Türkiye temelde Norveç ve Çin'in bu deneyiminden faydalanarak mevut teşvik sistemini tasarlamıştır. Bu nedenle Türkiye'de uygulanan sistem de (birkaç ek unsur dışında) neredeyse Çin ve Norveç ile aynıdır. Alınyazında Türkiye'dekine benzer bir sistem uygulayan Norveç, Avustralya Güney Kore, Cin Arjantin ve Şili'de Brezilya gibi ülkelerde ex-post funding mantıklı teşvikin yayın sayısını artırdığı belirtilmiştir (Aagaard, Bloch, & Schneider, 2015; Butler, 2003; Chudnovsky, et al., 2008; Colugnati et al., 2014; Fedderke & Goldschmidt, 2015; Heywood et al., 2011; Yoem, 2015). Bu çalışmada da Türkiye'de uygulanan teşvikin yukarda belirtilen SCI indexli makaleler dışındaki diğer alanlarda alanlardaki yayın sayısında artış sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Birleşik Krallık ve Avustralya özelinde yapılan çalışmalarda teşvikin yayın sayısının yanında yayın kalitesini de artırdığı belirlenmiştir (Hicks, 2012; Moed, 2008). Çin, Güney Kore, Norveç'te ise teşvikin yayın kalitesine katkı sunmamasından dolayı teşvik sisteminde sorunlar yaşanmış ve sistem revize edilmiş revize sonrasında yayın sayısında da yayın kalitesinde de artış olduğu belirlenmiştir. (Franzoni, Scellator & Stephan, 2011; Hvistendahl 2013; Sample, 2013; Schekman, 2013). Çek Cumhuriyetinde için ise teşvikin yayın sayısını artırırken yayın kalitesini düşürdüğü belirlenmiştir (Good, et al., 2015).

Tüm bu sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde teşvik sistemi bazı teşvik alanları için (örneğin ulusal makale) yayın sayısında artışa neden olurken, nitelikli olarak kabul edilebilecek SCI indexlerde taranan yayın sayısına düşüşe sebep olmaktadır. Ayrıca teşvik nedeniyle anlamlı bazı etik sorunların ortaya çıkması ya da var olan sorunların daha fazla alevlenmesi önemlidir. Son olarak teşvikin öğrencilere sunulan servis ve öğretim hizmetlerinde öğrenci memnuniyetini negatif yönde etkilemesi, başta politika geliştiriciler olmak üzere tum paydaşların bir uygulamayı devreye sokmadan önce konuyu çok boyutlu ele alarak önceden değerlendirilmesinin ve maliyet-fayda hesabını çok dikkatli yapmasının ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir.

Dünyada teşvikin amaca ulaştığı rapor edilen ülkelerle benzer sistemi uygulayan Türkiye'de teşvik bazı alanlarda yayın sayısını artırırken, SSCI indexlerde taranan indexlerde yayın sayısının ve yayın kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Bu farklılığın sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik ve sosyo-ekonomik gibi kategorize edilebilecek birden fazla nedeni olabilir. Bu nedenlerin başka bir çalışmada belirlenmesi önerilir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da diğer ülkelerde yapılan çalışmalar fake dergilerin ve kongrelerin bu kadar popüler olmadığı yıllara aittir. Bu dergiler ve konferanslar son birkaç yıl içinde mantar gibi türemiş ve popüler hale gelmiştir Beall, 2016; Owens, 2015; Darbyshire, 2016). Bu nedenle teşvik sisteminin de olumlu sonuçlar alan bu ülkelerde teşvikin halen yayın kalitesini artırıp artırmadığının ve teşvikin araştırmacıları fake kongreler ve dergilere yönlendirip yönlendirilmediğinin incelenmesi önerilir.

Motivasyon teorilerinde para gibi dışsal unsurların önemli bir motivasyon kaynağı olduğu belirtilmiştir. Ancak bu teorilerde dışsal motivasyon unsurlarının geçici olduğu, unsur ortadan kalkınca etkininde yok olacağı belirtilmiştir. Ayrıca nicelik ve özellikle nitelik üzerinde asıl etkili olan dış motivasyon unsurları değil, iç motivasyon unsurları olduğu bilinmektedir. (Champoux, 2010; Stoyanov, 2017; Stephan, 2010). Bu noktada sadece bir dış unsur koyarak maksimum kar elde etmeyi arzuyalar ve bu vasıtayla gerçekliğin ilişkisel olduğunu yadsıyan uygulamaların beraberinde ne kadar ciddi sorunlar getireceğinin fark edilmesi politika geliştiriciler tarafından fark edilmesi atılması gereken ilk adımdır. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarmak dediğimiz durumun ortaya çıkabilmektedir.

Özetle

Akademik Teşvik Uygulaması;

1. Önemli etik sorunların ortaya çıkmasına ya da var olan sorunların alevlenmesine neden olmaktadır.

2. Öğrenci servis ve öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.

3. Bazı alanlarda Yayın sayısını artırsa da, yayın kalitesinde anlamlı düşüşlere neden olmaktadır.

Bu nedenle acil olarak akademik teşvik sisteminin kaldırılmasını ya da ciddi kriterler koyularak revize edilmesi gerekmektedir

Kategori: Haberler