Türkiye’deki üniversite siyaset ilişkileri nasıl?

Üniversite-siyaset ilişkisi hep var olagelmiştir. Bugün de var. Yarın da olacak. İyi bir tablo mu? Dünü yaşayanlar da dâhil olmak üzere buna kaç kişi evet der? Konu hem politik hem de bilimsel zeminde ciddi olarak tartışılmalı.



Dünya üniversiteleriyle bizim üniversitelerimizi akademik açıdan kıyasladığımızda nasıl bir tablo çıkıyor? Yüksek öğretimde dünyanın neresindeyiz?

Her yıl dünya üniversiteleriyle ilgili listeler yayınlanıyor. O listede neredeysek oradayız. Dünya üniversitelerinin hepsi beş yıldızlı değil tabi. Bazı üniversitelerimizin dünya sıralamasına girdiğini biliyoruz. Ama genel bir karşılaştırma yaptığımızda canımızı sıkan sonuçlarla karşılaşıyoruz.





Çoğunlukla kendi aramızda maç yapıyoruz. Üniversitemiz şu sıradan şu sıraya geldi, üç basamak çıktık, iki basamak indik vs. Zaman zaman “üniversitemizin büyük başarısı” reklamlarıyla karşılaşırız ancak bu başarıların çoğunlukla uluslararası teyidi yoktur. Eğitim-öğretimde vasatın altında olduğumuz da bir gerçek. Üstelik bu gerçek bu kurumların en tepesinde yer alanların beyanatlarına da yansımaktadır.

Bir konuda başarılıyız: devletin verdiği tahsisatla oldukça lüks binalar inşa ediyoruz. Bu konuda birçok ülkeden epeyce ilerideyiz. Üniversitelerimizin övündüğü başlıca alanlar; fakülte ve bölüm sayıları, kapalı alan miktarı, çevre düzenlemesi, öğrenci sayıları.

Oysa iki temel kriter var övünülecek; uluslararası onayı olan patent sayısı ve mezun ettiği öğrencilerin iş bulma/yetkinlik oranı. Bunca üniversiteye rağmen hala on binlerce öğrencimizin yüksek öğrenim için yurt dışına çıkıyor olması ise ayrı ama üzerinde durulması gereken bir konu.

Kategori: Haberler